2006 benim senem olsun
sözde çalışmıyorum, balıklama daldım işe. bir yandan da 160tan fazla mail okudum gün boyu.. dolayısıyla kaldı yine yazacaklarım.. azimliyim bu sefer hepsini aktaracağım…
adet yerini bulsun diye değil ama adet yerini buldu yine; bir sürü söz verdim kendime yeni yılda tutacağım diye. bakalım kaçı gerçek olacak..
öncesinde yeni yıla girerken herkesi geride bırakacağım bambaşka bir yerde bambaşka insanlar olacağım dedim.. kısmen başardım bunu. İzmirdeydim bu haftasonu, perşembe gecesinden pazar akşamına kadar. bir sürü yeni arkadaş edindim. güzel bir hediye aldım. spawn’ nın 55. sayısı. 96 kasım.. Orjinal Amerika basımı (buyrun o sayının linki). birden böyle bir hediye alınca şaırdım doğrusu. alışık değilim böyle ani hediyler almaya. hele hele böyle içten verilmesine.. hazır hediyeden bahsederken culdesac ve plumprune da birer hediye verdiler ama dönüş telaşında unuttum vallahi. (aha bomba gibi bir tamlama geliyor) iki tane ahşaptan yapılmış kedi figürlü mıknatıslı buzdolabı süsü. D
ama en güzel hediye doa ile olan dostluğumuz oldu. çabucak kaynaştık birbirimize. cuma günü sözde izmirde dolaşacak, cul’ e uğrayıp kahve içecektim. yalan oldu, tüm gün doayla oynadık durduk. çift kale maç yaptık bahçede, 26-25 yenildim ama doaya ilk bacak arası golünü atma şerefine eriştim. hatta ikincisini atıp işi sağlama bile aldım :)
o kadar güzel veda ettim ki 2005′e o geceyi anarken yılbaşı gecesi demek zoruma gidiyor. yenisini kutlamak yerine ikibinbeşe veda diyeceğim o geceyi andığım her vakit. harika bir yıl değildi ama yine de güzel bitti ilişki. :)
ilk verdiğim sözü tutamadım, yani kısmen tuttum aslında. telefonumu kapaşı tutacağım hep demiştim, dayanamadım bir iki defa açtım. tam yeni yıla girerken açtım mesela bir defasında. azey’ i aradım kimsenin yeni yılını kutlamayacağım dediğim halde.. ama iyi olmuş aradığım, Ümit yanındaymış ta onunla da konuşabildim az da olsa.. gürültüden pek anlaşamadık doğrusu. sesimi duyuracağım diye 6. katın balkonundan sarktım durdum habire, telefonu düşüreceğim geldi de düşeceğimgelmedi aklıma. salak ben. hikayeymiş yani yükseklik korkusu falan. korku değil alkol eksikliğiymiş benimki.. :)
dans ettim ilk defa. yani adam gibi dans ettim işte… nasıl becerdim hala bilmiyorum ama hem plumprune ile hem de cul ile dans ettim gece. bundan sonra “dans etmeyi bilmiyorum ben” de diyemem artık. başka bir bahane gerek. “yok abi yeterince alkollü değilim dans edemem şimdi..”
pazar günü yattım durdum hep. iki gün boyunca Fatma Hanımın balığındaydı aklım. yiyemesem aklım orda kalırdı muhakkak.. son dakikada yemek nasip oldu. şimdiye kadar balık yememişim ben. :)
çok şey var geride kalan anlatılacak. birçoğunu nasıl anlatayım bilmiyorum; bir kısmını nasıl anlatırım bilemiyorum, bir kısmı ise buraya yakışmaz.
Ama mutlaka adını anmam gerek Fehim’ in. neredeyse hiç yanımdan ayrılmadı cumartesi ve pazar. çok şey paylaştık ve sadece ikimize kalacak şeyler bunlar. yani yazmamış olmam umarsamadım anlamına gelmiyor Fehim ;) büyük bir yüreğin var senin…
son söz: Güzel İzmir diye bir firma var İzmir-İstanbul hattında işleyen; uzak durun!


PH ILL
7 Oca, 2006
Tesekkurler yeni ama aslinda eski dostum.”plum prune” bu ozel kisinin nickini senin sayende ogrendim bunun icinde tesekkurler. anliyorsun sen beni zordu ama bitti. kendimi kotu hissetmem gereksede buna care aramayi sectim mutlu bir sekilde sende hep mutlu ol. buarada! sakin ha yuzunu bile gormedigin insanlarla nikah masasina oturma!:)
metin
4 Şub, 2006
gerizekalı beğinsiz ne anlatıyorsun salak salak.İşin ücün olmadığı belli