iki film birden
Tüm gününü evde geçiren biri olarak daha fazla film izliyor olmam gerekirdi. Neredeyse yarısı izlenmemiş, kocaman bir arşiv var elimin altında. Buna rağmen bir çoğunun altyazısı bile yok. Çoğunu daha vizyona girerken edinmişim. Bir şekilde bir oyuncuya ya da bir yönetmene takıp edinebildiğim kadar filmini edinmeye çalışmışım. Velhasıl izlenmeyi ve düzenlenmeyi bekleyen koca bir arşiv.
Dün bütün mesaimi arşiv düzenlemeye verdim. Bazi filmleri iki-üç defa indirmişim. Filmlerin bir kısmı başka harddiskte. Masaüstü bilgisayar olmayınca da zor oluyor. Hard diskleri sök tak vs. Bir yandan da altyazı arıyorum. Daha bir de güzel bir arşiv programı bulup indexlemek var. Akşamın ilerleyen saatlerine kadar uğraştım. En sonunda bir ödülü hakketiğimi düşünerek kendime bir film seçtim ödül olarak; Kutsal Damacana.
Şafak Sezer‘i seviyorum. Tarzı hoşuma gidiyor. Sırf bu yüzden bile filmi izlenecekler listesine alırım. Fakat vizyona girişinden bugüne bir türlü izlemek nasip olmamıştı. Senaryosunun Leman çizerlerinden Ahmet Yılmaz’a ait olması ayrı bir konu. Oldukça iyi bir film bekliyorum izlemeden önce, bir çok olumsuz yorum duymuş ve okumuş olmama rağmen. Sonuçta konu mizah olunca fikirler fazlasıyla çatışabiliyor.
Film başlarken büyük bir keyif ve beklenti içersindeyim. Artık iyice aşina olduğumuz “Çok Güzel Hareketler Bunlar” kadrosunu da karşımda görünce tamam diyorum bütün günün yorgunluğu gidecek. Fakat olmuyor. Gülmem eğlenmem gerekirken daha çok geriliyorum. Vasatı aşamayan bir oyunculuk akıcılıktan uzak bir senaryo… Güzel bir fikir kötü bir işçilik. Tüm zorlamama rağmen yarısını bile bulduramadan kapatıyorum filmi.
İkinci şans “30 Days of Night” ın. Eh ilk filmdeki gerginlikten sonra bir gerilim filmi iyi gider diye düşündüm. Muhtemelen bir vampir filmi olduğu için indirmişim fakat ne zaman indirdiğimi bile anımsamıyorum. Bir gün önce arkadaş grubuyla sohbet ederken gerilim ve korku filmlerinden bahsetmişken şans vermemek ayıp olurdu zaten.
Filmi izlerken çizgi roman uyarlaması olduğunu bilmiyordum. Bilseydim izlenmek için bir şans daha yakalardı. Muhtemelen bu sayede hayal kırıklığım bir kat daha artardı. Bir filmden fazla birşey beklemek en iyisi.
Bir görünüp bir kaybolan karakterler. Etrafta o kadar vampir ve kasaba bu kadar ufakken etrafta rahatça dolaşan ya da bir evin altında saklanabilen yaralı insanlar… Güzel bir fikir yakalanmış ama sanki birşeyler aceleye gelmiş gibi…
Sanırım her iki film de arşivimden ayrılıp yerlerini daha iyi filmlere bırakmak zorunda kalacaklar.


Resul AYDOĞDU
11 Kas, 2009
2 film içinde söylenebilecek tek söz eh işte olur : )
cekirge
12 Kas, 2009
Eh işte bile fala gelir. Yazıda bahsetmedim ama aslında geceyi 9 ile bitirdim :) onu ayrıca yazmayı istiyorum tabii öncesinde bir kez daha izleyerek :))