Günce: Çekirge 3ten fazla ZIPlar.

Kaş yapayım derken…

Ben Kaş’a neden geldim? Ben Kaş’a nasıl geldim?

Acaba önce hangisini cevaplasam? Soru olarak iki bağımsız soru gibi görünse de aslında ikisinin cevabı da hemen hemen aynı. Gerçi bir önceki yazıda “burada ne işim var?” sorusunun cevabını vermiştim ama konuyu biraz daha genişletme ihtiyacı duydum.

Başkaların sözleriyle hareket eden bir insanım. Çevremdekilerin fikirlerine çok fazla güveniyor, herkesin ipiyle kuyuya iniveriyorum. Evet, ben böyleyim!

Kaş macerasının başlamasına vesile olan arkadaş geçen sene bu hotelde çalışmış fakat sıkılmaya müsait bir yapıya sahip olan arkadaşımız yine yerinden sıkılmış ve Olimpos’a geçmeyi tercih etmişti. Bu sene ilk kim kimi aradı bilmiyorum. Ben aranan ikinci kişiyim. İlk arkadaşın ismine Benjamin dersek, beni arayan John oldu. Bir şekilde patronlarla irtibata geçmiş ve Kaş’a çalışmaya gideceğini eğer istersem benim de gelebileceğimi söylemişti. Sonrasında bir kaç defa daha görüşmüş fakat bir netice alamamıştık. Patronlardan haber bekliyorduk.

Geçen hafta Pazartesi günü, 30 Mart’ta dayanamayıp John’u arıyorum. Kaş’a geldiğini ve çalışmaya başladığını, on günü geride bıraktığını söylüyor ve ne zaman geleceğimi soruyor. :) Haber bekleyen birinin beklediği son sorudur heralde. Hele ki iş arayan biri için… Elbette merak ediyorum, ne yapacağım ki orada?

John yaptıklarından örnekler veriyor önce, sonra da olayı kısaca özetliyor: Amelelik!

Benim için sorun değil, (keza hala sorun etmiyorum bunu) fakat sezonda ne yapacağım? Aldığım yanıt: “Abi sen gel, burada iş çok, eleman yok. Sezonda yapılacak iş muhakkak bulunur. Etraftaki hoteller de eleman arıyor burayla anlaşamazsan kesin başka iş buluruz. Yeter ki sen gel.” Yani arkadaşın her sözü pozitif, durmam kabahat onun için. Keza bu konuşmanın ardından aynı gün iki defa arayıp vakit kaybetmememi hemen ilk arabayla yola çıkmam konusunda ısrar ediyor.

Kaş’a vardığımda ise biraz daha detay alıyorum kendisinden. İki patronumuz var ve bunlardan biri İstanbulda. John geldiğinde ikisi de buradaymışlar. Yani ikisiyle de tanışmış. Görünürde hiç bir sorun yok. Sezona kadar hoteli hzırlayacağız sezona doğru kimin ne yapacağı belli olacak ve ücret belirlenecek. Ne güzel.

Konuyu uzattım sanırım, toparlayayım İşin aslını dün öğreniyorum. Meğer Benjamin çalışma temposuna dayanamadığı için bu işi bırakmış. İşi bırakıp gitmeyi tercih etmiş. Bunun en büyük etkenlerinden biri ortaklardan biri iyi polisi oynarken diğerin’n kötü polisi oynuyor olmasi ve İstanbulda olan kötü polis. Yani ben bir haftadır iyi polis ile beraberim.

Bunları bilgileri geçen yıl burada çalışmış bir hanımdan öğreniyorum. Ona da Danielle diyelim. Benjamin’in Kaş’a gelmesine sebep olduğu gibi bu sene bulunduğum hotelde çalışmayacak. John’un yapmadığını yaparak birbir anlatıyor bana hem patronlarımı hem de çalışma şartlarını. Haftanın 7 günü 24 saat çalışılıyor hotelde. İhtiyaç molası yok. Arada fırsat yakalarsan kaçıp bir yerlerde atıştırıyorsun. Bir yerlerde derken hotelden uzaklaşmak yok. Mesai arkadaşlarınla anlaşabilirsen arada kaçıp belki yemek yiyebilir hatta daha da abartıp bir 5-10 dakikalığına kaşıı gezmeye gidebilirsin. O kadar. Eh iyi polis bunun işaretini geçen gün vermişti zaten. Saat 1de yemeğe gitmiş, giderken elbette bir yığın iş vermiş, 3 te gelip 4′te öğlen yemeği yedin mi diye sormuştu.

Bugün de kötü polis ile tanıştım telefonda. Resepsiyonda hiç bulunmamış biri olarak bulamadığım ajanda için hafif fırçalandığım gibi geçen yıl burada aşçılık yapan arkadaşın neden hotele gidip geldiğinin hesabını vermeye çalıştım…

Şimdi kafamda bir yığın soru işareti, evini toplamaya İstanbula gitmiş olan John’u bekliyorum. Benjamin aramalarıma yanıt vermiyor. Patronların ikisi de İstanbulda ve neredeyse saat başı ikisine de rapor veriyorum. Tüm gün yaptığımsa 22 tane sandalyeyi silmek, gelen postaları okumak, yeğenimin ödevini araştırmak ve kaçak et kesimi için oda hazırlamak.

Paylaştıkça Güzel
  • Add to favorites
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Yahoo! Bookmarks
  • Yahoo! Buzz
  • Netvibes
  • MySpace
  • BlinkList
  • blogmarks
  • Live
  • Technorati
  • LinkedIn
  • Tumblr
  • Yigg
  • Reddit

  • oh! hey! yaşasın! diyecekken kursağımda kaldı sevincim. gene de güneydeki polisler kuzey batıdan iyidir sanıyorum. hem senin ayağın alışsın kaş’ a sonra kimbilir ne güzel tanışıklıklar, bağlantılar olur a çekirgem… güzel haberler okumak dileğiyle…

Bu yazıya yapılacak yorumları RSS 2.0 ile takip edebilirsin.