Günce: Çekirge 3ten fazla ZIPlar.

kitaplar ve ben

Robin hood

Sevgili Chroma;

Okuduğum ilk kitabı hatırlamıyorum ama hatırladığım ilk kitap Robin Hood. bitiremediğim ilk kitap ta odur. Ne ilginçtir edindiğim ilk kitabında adını hatırlamıyorum. fakat kitabı annemle aldığımızı, eve gelir gelmez yatağa atlayıp bir solukta okuduğumu hatırlıyorum. ben kitabı okurken annem komşuya geçmiş, kitap bitince ben de yanına gidip müjdeli haberi vermiştim; anne kitabım bitti!.. sonrasında elbette fırçayı yemiştim :)

tutumlu bir çocuktum, dolayısıyla kitaplara para yatırmaya erken başladım :) fakat hiçbir zaman bir kitaplığım olmadı. genelde okuduğum kitapları arkadaşlarıma verir sonrasında da takip etmem. şansım varsa kitap geri döner.

okuduğum kitapların ne isimlerini ne de yazarlarını hatırlarım. “falancanın filanca kitabını okudun mu?” sorusunu hiç sormadım soramadım. gel gör ki bazıları kitaplardan paraf okuyor, ayar oluyorum… bu arada kitap isimlerini hatırlayamam dedim ama çocukluğumda genellikle can yayınlarından okuduğumu anımsıyorum.. bir de macera romanlarını. mesela siyah inci. (tamam belki Tom Sawyerin Maceraları ya da Huckleberry Finn’in Maceraları devam gerekirdi. gerçek maceralar onlardaydı ama nedense aklıma siyah inci geliyor işte. belki de sırf kemalettin tuğçu yüzünden) tabii muzaffer izgü‘nün ökkeşini de unutmamak gerek. (Yıllar sonra yazarla tanışma onuruna kavuştum, mesudum. (: )

bir de belleğimden hiç silinmeyen, aziz nesinin surnamesi var. “idam cezasının insan haklarına aykırı bir uygulama olduğunu hicveden roman(*)” orta okulda okunacak bir kitap değilmiş, artık bunu biliyorum. bir de doğduğum yıl yazıldığını…(bunu bu akşam öğrendim itiraf ediyorum. (: )

karinca_dostlarilkokul 3. sınıfta İzmitten Mustafakemalpaşaya taşınmak hayatımın dönüm noktalarından birini oluştuyor. o zamandan sonra daha içine kapanık bir çocuk oldum. ve içine kapanan her çocuk gibi kitaplarla dostluğumu arttırdım :) o dönemlerde amca oğlunun “çok okuma kafan patlar” sözlerini yıllar geçse de unutmadım hiç :) ona göre şimdiki halimin sebebi okurken sıyırmış olmam. :D aynı yıllar kütüphaneyle tanıştığım yıllar. milliyet yayınlarından Karınca Dostlar da bu yıllarda tanıştığım bir kitap. (İsmail Sivri ,1972 ,sayı 29, 288 sayfa , şömizli cilt ,milliyet çocuk kitapları dizisi, serinin tamamı 144 adettir. (Gitti gidiyorda buldum bu bilgiyi. yarın öbür gün uçarsa link diye buraya aktardım…) milliyet yayınlarından epey bir kitap okumuştum o dönem iyi hatırlıyorum. cebe sığacak boyutta güzel ciltleri olan kitaplardı.

liseye ait kitaplarla ilgili pek anımsadığım birşey yok.

üniversitede kütüphaneler hayatıma tekrar girdi. anlaşılan kitaplığımın hiç olmayışının sebeplerinden en büyüğü kütüphaneler :D şimdiki durumu hiç bilmiyorum ama o zamanlar bir nazmi oğuz halk kütüphanesi bir de sakıp sabancı kültür merkezinde yer alan kütüphane vardı. bir de mavi sırt çanta :) nazmi oğuzun bağışladığı kütüphane izmitin en işlek caddesi fethiye caddesinin devamında, sabancı da okula giden durağın hemen arkasındaydı. böylece okula giderken birine, okul dönüşü de diğerine uğrayabiliyordum. :) küçük kütüphaneler de tıpkı küçük şehirler gibi. herkes birbirini tanıyor zamanla. güven ve samimiyet te artıyor haliyle. nazmi oğuza her gidişimde kendi işimi kendim görürdüm hep. önce kitapları teslim yerine bırakır (kalorifer peteğinin hemen üstü), takip kartına işareti koyup yeni kitaplarımı imzalardım :) sabancıda bu kadar samimi değildim ama 3 kitap hakkına sahiptim. yani her hafta 6 kitap birden okuyabiliyordum iki kütüphane sayesinde. nazım hikmet ve stephan king bu dönemlerin yazarları. bir de dean koontz var. :) (adamın adını hatırlıyorum ama hiç bir kitabını anımsamıyorum. :) yani az önce kapaklarına baktım ama yok hiç bişey anımsamadım.) nazım hikmetin neredeyse bütün eserlerini okudum o dönemde. bazı zamanlarda mum ışığında. bazen de ders ortasında. ama çoğunu yollarda.

Sevmek mükemmel iş delikanlım.
Sev bakalım…
Mademki kafanda ışıklı bir gece var,
benden izin sana,
seeeeev
sevebildiğin kadar…

(benerci kendini neden öldürdü‘den)

mavi çantayı unutuyordum. mavi çanta 6 kitabın sonucudur. o kadar kitabı başka türlü taşıyamazdım heralde. o çanta hala duruyor evde. alışık olduğumdan daha uzun bir yazı oldu ve alışık olmadığım, garipsediğim herşeyi yaptım sanırım. kitap adı verdim, alıntı yaptım, yayın evi adı bile verdim :D

tolkienfilmi iler sarıp hemen günümüze gelelim… bu günlerde sık kitap okuyamıyorum. en fazla ilgilendiğim kitaplar fantastik kurgu kitapları. işte tam burada Tolkien‘i anmam şart. kendisini tesadüfen, korsan kitap satan bir seyyar satıcıda tanıdım. öğle paydosuydu ve işe döndüğümde elimdeki kitabı gören arkadaşım; “okuyacaksan bunun devamı var ama ondan önce hobbitleri okumalısın” demişti… oradaydık ve şimdi burdayız…

ilgi duymama rağmen bir türlü başlayamadığım bir türdür fantastik kurgu. en büyük üzüntüm. fakat bu ara yeni yeni tanıdığım bir arkadaşım sayesinde balıklama daldım galiba. henüz farkında değilim :D

kara_kuleyakın zamanda okuduğum kitap kara kule. zoque‘da görmüştüm ilk adını. aklımın bi köşesinde durdu hep. sonra bir gün, hepsiburadadan alışveriş ederken tutarı yuvarlamak için sipariş ettim birinci kitabı. önceleri pek okuyamıyordum ama dikişi tutturunca bir solukta bitti ilk kitap. bir iki ay aradan sonra bi kampanya denk gelince yedisini birden aldım serinin. işi bıraktığım bir dönemde bitirdim.

şuan okuduğum kitap Yalanlar Prensi. (Unutulmuş Diyarlar, James Lowder, Arka Bahçe Yayıncılık) az önce bahsettiğim arkadaşın verdiği beş kitaptan biri. ayrıca daha önce başlayıp bitiremediğim bir seriye de başlamak niyetindeyim. kitapları alır almaz. Gediksavaşları Efsanesi. bu serinin ilk 3 kitabını okuduğumdan eminim. hikayeyi hatırlıyorum fakat serinin dördüncü kitabından emin değilim. serinin devamı da yine seriler olarak devam etmekte…

cekirgeson olarak anmak istediğim bir kitap var. normalde bir kitaba başladım mı sevmesem de sonuna kadar okumaya gayret ederim. işte bu kitap bitiremedim bir kitap. Çekirge Oyun Yaşam ve Ütopya. üniversiteden sonra edindiğim daha doğrusu sevdiğim bir hocamın kütüphanesinden ödünç aldığım ve daha sonra da kaybettiğim (kaybettiğimi sandığım) bir kitap… maalesef dilinin ağırlığı altında ezildiğimden fena ezilmiş defalarca başa dönmek zorunda kalmıştım. umarım bir gün yeniden çevrilir de tekrar başlama fırsatı bulurum.

not: saat altıda bir kafede başlayıp evde, yatağımın bi köşesine ilişip 00:45′te bitirdim yazıyı. yazının içinde de belirttiğim gibi yazdığım en uzun yazı oldu. başka zaman aklıma gelmeyecek bir çok anım ve bir çok kitap canlandı beynimde. bu yüzden ayrıca teşekkür ediyorum bu mim’i başlatanı -ki takip edip bulmaya çalıştım yarı yolda kesildi hevesim- ve de beni sobeliyen dostumu. hem de iki defa. çünki sayesinde kaybettiğim bir grubu yeniden buldum.

ben de inteyi sobeliyorum, ödeşelim ;)

Paylaştıkça Güzel
  • Add to favorites
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Yahoo! Bookmarks
  • Yahoo! Buzz
  • Netvibes
  • MySpace
  • BlinkList
  • blogmarks
  • Live
  • Technorati
  • LinkedIn
  • Tumblr
  • Yigg
  • Reddit

  • Ben sobelenmiştim bu konuda çekirim:) Geç kaldın.Ödeşemedik.Nihohohohaha..

  • aslına bakarsan okumuştum ben yazıyı hatta dune’u okuduğunu görünce de şaşırmıştım.. işte saatlerce yazınca insan neyi bilip neyi bilmediğini unutuyor :)

    kendime yeni bir kurban seçmem gerek. :D

  • Sobelenmeyi pek sevmem ama bu sobe benim de çok hoşuma gitmişti yazarken :D Ve, yazı çok uzamasın diye atlamak zorunda kaldığım, bahsedemediğim tüm kitaplar ve yazarlar adına çok üzülmüştüm.
    Kara Kule serisi benim de uzun zamandır aklımda, artık alıp okusam iyi olacak.

  • Yazıyı okudum. Sobe, madem ki…

  • Teşekkür ederim bu yazınız için… Beni cesaretlendirdi yazmam için. Aklımda hep vardı ama cesaretim yoktu. Okuduktan sonra ben de bir blog oluşturdum. Teşekkür ederim.

Bu yazıya yapılacak yorumları RSS 2.0 ile takip edebilirsin.

Trackbacks / Pingbacks