liman kahvesi
çok dağınık bir adamım ben. düşüncelerim de öyle.
bir olay oluyor, bir yerlere gidiyorum diyelim. bunu aktarmadan önce ne kadar kafamda toparlarsam toparlayayım, yazacaklarımdan ne kadar emin olursam olayım mutlaka yazarken bir yerleri es geçiyorum. aklıma geldiğinde de yazıma nasıl eklerim bilemiyorum. bu yüzden de bir çok kez yazmaktan vaz geçiyorum.
şimdi bunları neden diyorum?
blog kardeşliğinin ikinci toplantısı ile ilgili yazılanları ve bir de benim yazdığımı okudum da, ne kadar çok şeyi atlamışım..
her zamanki gibi feribotla geldim İstanbula. “eskiden martılar olurdu feribotun etrafında, sonra yerlerini kargalar aldı. artık onlar da yoklar..” diyordum ki ufak bir kız çıka geldi babasıyla. ellerinde bir torba kuru ekmek. ve sanki feribotun bir yerlerine gizlenmişçesine hızlı çıkıverdi martılar..
feribotların vazgeçilmez unsuru martılar. bir de körfezin iki yakası arasında tam bir hacı nidasıyla feribotu tavaf edenler… artık yeni bişey daha var feribotlarda; ellerinde teknolojinin son harikası cep telefonlarıyla fotograf çekenler.. neyse ki feribotlar stratejik önem taşımıyorlar da rahatlar…
“en kestirme yol bildiğin yoldur” u destur edinmişim. İstanbul’ a hep aynı güzergah üzerinden giderim. önce Bursa, sonra “feribotla istanbul” a Harem’ e, sonra servisle Kadıköy. artık ondan sonra nereye gideceksem oradan yol alırım devamında. bu sefer hedef Kadıköyde olunca daha da kolay oldu.
erkenden vardım toplantı yerine. o kadar erken ki mekan henüz açılmıştı ve elbette daha kimseler yoktu. mutfak sorumlusu bile. hellfire mekan ile görüşmüş ama hangi kat olacağını görüşmemişler. kaç kişi geleceğinden bile haberleri yoktu. farklı bir mimari sayesinde kaç katlı olduğundan emin değilim ama 4 kat diyebilirim bina için. arkada bir bahçe var, şeffaf çatılı.. zaten görecek bişey yok 4 taraftaki duvarlardan başka. hem girince görülmesi hem de oturma düzeninin rahat olaması amacıyla birinci katı hazırlattım ben de ve hemen bir kola söyledim. bahçede gazetemi okurken bir de makarna ilave ettim mutfak açılır aşılmaz.. önce karalama defteri‘ nin sahibi Zoti geldi, sonra jeremyhasspoken. ardından makarnam ve en sonunda da kolam. pepsiyi hiç sevmem! sonrasını biliyorsunuz zaten..
yine unutuyordum; toplantı öncesi msn’de biriyle yazışırken acaba plush yine blogger s-shirt’ünü giyer mi diyorduk. gelenek mevsime uyarlandı ve t-shirt ile geldi plush.

şimdi aklıma geldi; bir de mekanın dekorasyonu vardı söz konusu olan. bar tekneden bozma. ama harika olmuş. mekanının her yerinde denizcilikle ilgili materyaller var. kimisi döküman kimisi kaynak kimisi de denizci feneri gibi eşyalar. yalnız bir tanesi çok hoştu. bulutları fotograflı olarak anlatan bir bröşürü çerçeveletip asmışlar. tüm bilgiler denizle ilgili. işte bu bulutu hangi rüzgar oluşturur, sonrasında ne olur falan.. tüm terimler ve bilgiler denizcilikle ilgili. fakat gelin görünki tüm fotograflar karada çekilmiş..


hellfire
16 Tem, 2005
aslında ben mekan ile görüşmüş ve ilk katı istemiştim.. demekki pekte yalnış bi durum olmamış :) ben fazla ilgilenemedim aslında mekan durumuyla, ama yinede pek problem çıkmadı.. ayaklarınıza sağlık çekirge bey.