Günce: Çekirge 3ten fazla ZIPlar.

555 film birden!

ntvmsnbc dünyanın en önemli sinema dergileri Empire, Total Film, Sight and Sound ve Premiere‘den derleyerek ölmeden önce mutlaka görmeniz gereken 555 filmi listelemiş. Gerçi hazırlayan arkadaşın gözünden kaçmış olsa gerek, listede 554 film var. Sağolsun Kudra’ da bizi haberdar etti bu listeden.
Üşenmedim listeyi önce text ortamına oradan da pdf formatına dönüştürdüm. Listeyi ekte bulabilirsiniz. Bir de hazır uğraşıyorum diyerek filmlerin yıllara göre dağılımına ve en fazla önerilen yönetmenlere de baktım.
Yıllar içinde 1993 göze çarparken, listede en fazla filmi bulunan yönetmen(ler) Alfred Hitchcock ile Brian De Palma. Her ikisinin de 9′ar filmi yer alıyor listede…

Yıllara Göre Dağılım

Devamı »

benim için büyük, insanlık için küçük bir adım

Güzel şeyler oluyor evet.

18 Mart 2003 tarihinde almışım bu alan adını. Dün gibi aklımda. Uzun uzun düşünmüştük Eray‘ la ikimiz, ne alalım diye. Hem Türkçe olsun hem de karakter sorunu az bir isim olsun istiyorduk. Böylece söylence oldu bu mecranın adı. Bizim topraklarımız.

Hafif Sülalesi

Hafif Sülalesi

İlk asp ile başlamıştım yola. kendi yazdığım, derme çatma bir yapıydı. Hem asp öğreniyor hem de öğrendiğimi uyguluyordum. Ta ki blogun durduğu anamakineyi değiştirmek zorunda kalıncaya dek… Mecburen Wordpress’ e taşındık. Ve ilk kaybımı da yaşamış oldum. O güne kadar yazdıklarım gitti, sıfırdan başladım. Eskisine göre işim kolayladı derken daha da zorlaştı. Bilmediğim bir altyapı, anlamadığım terimler. Eklentiler, temalar…

Haliyle çökerttik bir gün. Bir yerlerde bir karakter seti sorunu çıktı, yazıların karakteri bozuldu. :) Kalakaldım öyle. Hadi bir daha… Tekrar baştan… Devamı »

Beklentiler büyüdükçe

Büyük şeyler beklememek lazım hayattan. Beklentiler büyüdükçe yıkımlar da büyüyor

Mutluluğun Resmi

Kırıka‘ nın dokumacı örümceğini bilir misiniz? Direkt şarkıya bir link bulsaydım verecektim. Onun yerine sözleriyle idare edeceğiz…

ne para lazım ona
aman aman
ne arsa ne de tuğla
bir gecede örüyor
aman aman
salıncaklı döşeği

imrenmemek elde mi örümceğe?

Devlet Hastaneleri modernleşmiş. miş…

Saat 07:00′ de kalktım. 07:30 hastane. Uzun bir süre önce kartlı sisteme geçti hastane. Sözde insanlar sıra beklemeyecek hastanelerde. Bütün kapılarda bir barkod okuyucu sistem ve LCD ekran var. Kartı okutmayı başarabilirseniz 40-45 saniye gibi bir sürede kaydınızı yapıyor. Tabii yanlış kayıt yapmazsa. Bazen yanlış isim okuyormuş sistem. Ya da hiç okuyamıyormuş. Bu durumda kayıt masası her koridorda, gidip kaydınızı yaptırıyorsunuz. En yaz yarım saat sıra bekleyerek.

Saat 08:00′de açılıyor sistem ve kayıtlar başlıyor. Annemin kartını okuttuğumda “Tahmini muayene saati 08:50-09:10″ diye yazdı. O saatlerde henüz bir görevli bulunmadığı için vatandaşa soruyorum muayene saatinin kaçta başladığını. Her kafadan ayrı ses. kimi 08:30 diyor kimi 09:00 çoğunluk 09:00′da. Birinci sıradayız geç kalmamak gerek…
Annemi evden alıp gelene kadar saat 08:55′e sıra da 13. gelmiş… Koridorda 5 poliklinik var 4′ü hala hasta almamış içeriye, bizimki 13. olmuş bile. Biraz rica biraz münakaşa, giriyoruz içeri.

Cumartesi günü acildeki arkadaşlar kırığı yerine oturtmadan direkt almışlar alçıya. İki gün içersinde iyice şişmiş bilek. Acile gönderiyor doktor, birazdan gelirim diyor.
Doktor olmak gerçekten zor iş. Ufacık annem acıdan iyice ufalmış, çırpınırken 3 kişi yerine oturtuyor kırığı. Yürüyecek hali kalmıyor annemin. Liseli bir stajyer akıl ediyor da tekerlekli sandalye getiriyor. Röntgene gidip kontrol için röntgen çektirmeliyiz.

Daracık koridor. iki tarafında oturma grupları. Bir kapıdan bir kapıya. ne araba ile geçmeye yer var ne yol veren. Abimin ricaları duyulmuyor vatandaşlar tarafından. Dayanamıyorum biraz sert yol istiyorum. Böylesi gerekiyormuş meğer! Zar zor vardığımız röntgen odasının kapısındaysa tekerlekli sandalyeyle duracak yer yok. Resmen iki kapı arasında kör nokta aradık beklemek için. Akıl edip te bir boşluk bırakılmamış oturma grupları arasında…

Çektiği acıya dayanamıyor annem hala gözlerinde yaş var. Hastaneye sağlam giren hasta çıkar velhasıl… Röntgen işin sonu. 20-25 dakika sonra alıp röntgeni doğru doktora. Artık öğrendim tabii daldım direkt odaya. İnşallah olmuş bu sefer.

Velhasıl, Allah düşürmesin devlet hastanesine. Sağlam adam bile hasta olup kalır orada…

hastanedeyiz…

Yakın bir zamanda izlemiştim bu videoyu. Nerede izlediğimden emin değilim. Friendfeed ve Google Reader’da arattım fakat bulamadım. Geriye bir tek facebook ihtimali kalıyor. Her neyse; baba olmak kadar sabırla da ilgili bir video.

Devamı »

Bebek(ler) mışıl mışıl uyusun diye

Kardeşim msn’den mesaj attı bir kaç saat önce. İlk amcalık vazifemi yapma zamanı gelmiş. :)

Allah kısmet ederse bir kaç aya kadar 2. ve 3. kez amca oluyorum. Son zamanlarda bir uyku problemi başlamış. Yeğenlerim annelerini uyutmuyorlarmış. “İnternetle haşır neşir olan amca” olarak ta iş bana düşüyor. Kardeşim yaptığı bir kaç google araması sonucu white noise ve benzeri seslerin uyku halini kolaylaştırdığını, bebekleri sakinleştirdiğini bulmuş. İş bu sesleri bulmakta. Yurtdışında bu sesleri barındıran hem CD’ler hem de donanımlar mevcut. Türkiye’ de ise kolik bebekler için Kolik adında bir albüm mevcut.

White Noise dediğiniz ekşideki güzel tanımla; eski televizyonlarda kanal bozulduğunda duyulan “pısssssssssss” sesidir. Su sesi ve saç kurutma (fön) makinesi sesi en popüler olanları. Bunun dışında elektrikli süpürge ve çamaşır makinesi sesi de epey iş görüyor anlaşılan. Elbette imkanınız varsa bunları kendiniz de kaydedebilirsiniz.

Aramalarım sonucu şimdilik bulabildiklerim:

White noise, white noise + heartbeat (beyaz gürültü ve kalp atışı), white noise + heartbeat + atmospherics (beyaz gürültü, kalp atışı ve atmosfer sesi) hepsi birden

nehir sesi (35Mb’li VBR versiyonunu tavsiye ederim)

white noise (statik)

hair dryer (saç kurutma makinesi)

çağlayarak akan su

Buzul erime sesi (çağlayan sesine çok yakın)

Ot sesi (bu muhteşem, benim bile çok hoşuma gitti)

plajda dalga sesi (okyanus sesi yerine olur sanırım)

daha fazlası için white noise lounge

Buldukça listeyi zenginleştirmeye çalışacağım. Ayrıca henüz bu sesleri test etmediğimizi, anneye ve bebeğe göre farklılık gösterebileceğini hatırlatırım.

Ayrıca kadınlaricin.net adresindeki yazıyı okumakta da fayda var.

Ustalık üzerine…

Ustanla tartışırken aradığın cevaplar yerine kafanda daha çok soruyla kalıyorsan; üstatlığın sırrı kaderinde çoktan filizlenmiştir.

aktaran: Özgür Özmen

Dans etmenin dayanılmaz hafifliği

Kesinlikle bir John Travolta olmak istemem ama en azından bir gün Uma Thurman ile karşılaşırsam, onunla dans edebilmek isterim.
Bu da nereden çıktı şimdi derseniz, bugün izlediğim bir kolaj video çalışmasından.

The Tarantino Mixtape from Eclectic Method on Vimeo.

Vimeo 2009 için bir top 25 listesi yapmış, nahnu’da blogunda bahsetmiş. Bu sayede ben de izlemiş oldum…

Bu arada dans etmenin hafifliği demişken;

Dans etmek (disko) – 30 dakikada – 180 kalori,
Dans etmek (seri, bale, tvist) – 30 dakikada – 210 kalori,
Dans etmek (slow, vals) – 30 dakikada – 90 kalori

ben de başkalarının yalancısıyım. :)

Merhaba 2010

Daha önce yaşadığım bir sorun yüzünden güncemi kapatmanın eşiğine gelmiştim. Bir şekilde sorunu geçiştirmiş fakat zaten seyrek olan yazma alışkanlığım iyice seyrekleşmişti.

Malum, bir yılbaşı atlattık. Yılbaşı vesilesiyle günceme birşeyler yazayım dediğimde hevesim kursağımda kaldı. Zaten ne zaman yazmaya niyetlensem ya internet bağlantımda bir sorun çıkıyor ya da blog yerinde olmuyor…

Biraz mailleşme biraz da google analytic sayesinde 20 Aralıkta serverin hacklendiğini, sonrasında da güncemin beklemeye geçtiğini öğreniyorum. Bu arada tarih 27 Aralık. Bir haftageçmiş günce gideli. O kadar ilgiliyim işte güncemle…

Neyse ki veritabanına birşey olmamış. İndex dosyaları zarar görmüş. Bahaneyle wordpress sürümünü yükseltiyorum fakat yine karşıma hacker’ ların sayfası çıkınca hem domaini hem de hostu üzerime almaya karar verdim.

An itibariyle hem domaini hem de hostu transfer ettim. Hazır host değiştirmişken adresi de değiştirmiş oldum. Artık günceye www.soylence.net adresi üzerinden erişebiliyoruz. Epey bir vaktimi aldı yönlendirme işlemi. Kurduğum eklentiler iş görmediği gibi .htaccess ile ilgili teakolik dışındaki tüm kaynaklar hataya sebep oldu serverde. 301 yönlendirmesi yapacağım diye habire 500 sayfası gördüm.

Son 2 saatim de mail ayarlarıyla geçti. google‘ dan aldığım hizmet durdu haliyle yeni panele geçince. Tekrar CNAME ve MX ayarlarını yapmak gerekiyor. Fakat neyi nasıl yapacağımı bulmak ayrı dert, bunları uygulamak daha ayrı. Şimdilik her şey normal gibi. 48 saat sürüyor MX ayarları. Geçen 6 günün ardından 2 gün daha beklerim heralde.

Böyleyken böyle. Wordpress aktarma, Godaddy, 301, Google Apps derken yeni yıla telaşlı bir giriş yapmış oldum günce sayesinde.

Güle güle 2009

Seneye, 2010′a veda ederken, tıpkı milenyuma girerken yaptığım gibi uzaklarda olmak istiyorum. Hiç tanımadığım insanların yanında, hiç bilmediğim bir yerde…

Umarım bir yıl sonra arşive bakıp ta bunu görürüm.